GYMNEMA SYLVESTERE
Arsiv ‘ZAYIFLAMA’
PARAGUAY ÇAYI TOHUMU (YERBA MATE)
PARAGUAY ÇAYI TOHUMU (YERBA MATE)
Yerba Mate Güney Amerika da Brezilya, Paraguay ve Arjantin’in yarı tropikal tepelerinde yetişen bodur bir ağaç türüdür. 12 ay boyunca yaprak dökmeyen bu bitki yerliler tarafından Tanrı’nın Ağacı olarak da anılmakta iken Avrupa’da da Yeşil Altın olarak isimlendirilmiştir. Bunun sebeplerinin başında bitkinin sadece doğal bir enerji kaynağı olması ve vermiş olduğu inanılmaz zindelik gelir. Yerba Mate bitkisi inanılmaz bir şekilde 196 doğal bileşen içermekte ve bunların 144 adedi Yeşil Çayın da içeriğini oluşturmaktadır.
Mountwest Üniversitesi Herbal Bilimler Bölümü Başkanı Dr. Mowrey ve ekibinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda yapılan açıklamanın en can alıcı kısmında şunlar yazmaktadır.
“Yerba Mate(Paraguay Çayı Tohumu) kısaca insana hayatının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için gerekli tüm mineral ve vitaminleri içermektedir”
Yerba Mate’in içerdiklerinin sadece bir kısmı aşağıdaki gibidir: Vitamin A, C, E, B1, B2, B3, B5, B KOMPLEKS, Kalsiyum, Manganez, Demir, Selenyum, Potasyum, Magnezyum, Fosfor,15 farklı amino grup asit. Yerba Mate Illinosis Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar sonucu Yeşil çaydan çok daha etkili bir antioksidan olarak lanse edilmiştir ve birçok kanser çeşidini yavaşlatıcı ve geriye döndürücü özelliği saptanmıştır.
GÜNEY AFRİKA HOODİA GORDONİİ BİTKİSİ
GÜNEY AFRİKA HOODİA GORDONİİ BİTKİSİ
Kilo Vermenin Sırları
Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun!
Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek…
Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla uyuma, yağlı yiyecekler… Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek; şişmanlık..
Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı… Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor.
UZMANLARDAN TAVSİYELER….
Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500-1000 kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına geçilmelidir.
“İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI…
- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programı takip edin.
- Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su için.
- Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartın.
- Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama türüne yer verin.
- Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
- Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
- Alkol alımını azaltın.
- Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun.
- Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
- Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratır.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
- Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık tüketin.
- Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin.
- Sofranızda “Omega 3” ve “Omega 6”ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su için.
- Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek yemeyin.
- Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır.
O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.
Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar. Tiroit hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo verilmesini önler.
İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da şekerli gıdaları daha çok tükemeye neden olur.
Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça kanda artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir.
Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi artırır.
Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo vermeyi önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu düşer. Düşük leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır.
Diyet içecekler zayıflatmıyor !
ABD’de yapılan araştırmaya göre, diyet içecekler bilinenin aksine şişmanlatıyor. “Nasıl olsa kilo aldırmaz” diyerek daha fazla tüketiliyorlar.
Diyet içecekler zayıflatmıyor!
ABD’nin Teksas Üniversitesi Bilim Merkezi tarafından yapılan bir çalışma diyet içeceklerin zayıflamaya yardımcı olduğu tezini çürütüyor. New York’ta bulunan bir grup obez üzerinde yapılan çalışmada diyet içecekler bir süre için normalleriyle değiştirildi. Sonuçlar normal soda içmeye başlayan obezlerin kilolarında bir değişme olmadığını gösterdi. Bilim adamları bunun nedenini diyet içecek kullanan kişinin kendisini zayıflattığına dair oluşan psikolojik etkiyle daha fazla yemek yemesine bağlıyor…
Brokoli
Brokoli
Kanserden, kemik erimesine kadar bir çok hastalığa iyi gelen brokolinin kökeni Roma İmparatorluğu na kadar uzanıyor. Avrupa ve Amerika da bolca tüketilen bu mucize sebze, ülkemizde son yıllarda tanınmaya başladı.
Brokoliyi son birkaç yıldır yakından tanımaya başladık. Kökeni Roma İmparatorluğu na uzanan ve Akdeniz mutfağında önemli bir yere sahip olan brokoli, son günlerde “mucize sebze” olarak anılmaya başlandı. Çünkü faydaları saymakla bitmiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, adeta bir vitamin deposu. A, E ve C vitaminleri bakım ından zengin olduğu ve çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine karşı güçlü bir silah. Brokoli, özellikle Amerika ve Avrupa da en çok tüketilen sebzeler arasında, demir, selen, bakır ve potasyum kaynağı, içerdiği flavonoidler bakım ından bağışıklık sistemimizi de güçlendiriyor. Antibiyotik özelliğine de sahip olan brokoli, bu yönüyle prostat enfeksiyonuna karşı çok etkili.
Her Derde Deva
Brokolinin faydalı olduğu alanlar bir hayli geniş. Meme, prostat, bağırsak, akciğer ve idrar kesesi kanserlerine ve kalp dolaşım hastalıklarına karşı güçlü bir koruyucu olduğu bilinen brokolinin içindeki bazı maddeler, Amerika da zenginleştirilerek ilaç maddesi haline getirildi. Bugün bu ilaçlar kanser tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca brokoli, içindeki bitkisel hormonlar (indol ve indol türevleri) sayesinde vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı bir özelliğe de sahip. Yine Amerika da bazı klinikler, menopoz donemdeki kadınlarda östrojen hormonunun düzenli çalışması için brokolideki bitkisel hormonlardan yararlanıyorlar. Brokoli, aynı zamanda bir antioksidan. Yani hücre zarlarına ve hücre DNA sına zarar veren serbest radikalleri zararsız hale getiriyor.
En Çok Araştırılan Sebze
Bugün dünyada, üzerinde, en çok araştırma yapılan sebzeler arasında beyaz lahana, turp, domates, brokoli ve havuç en ön sırada. Brokolinin lifli yapısı, bağırsaklarda oluşan toksinlerin atılmasında ve alınmış olan ağır metallerin emilmesinde büyük rol oynuyor. Brokolinin bu lifli yapışı, sindirim sisteminin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayarak düzenli olarak dışarı çıkmayı sağlıyor. Yani brokoli aynı zamanda kabızlığı önleyici özelliği olan bir sebze.
Brokoli Diyeti
Kahvaltı: Tost (2 dilim kepekli ekmek ve 2 dilim yağsız peynirle hazırlanacak) 250 mi. greyfurt suyu.
Öğlene Doğru: 4 adet bisküvi, 1 fincan yeşil çay.
Öğlen : Hindili brokoli salatası (Az suyla haşlanmış brokoliler, yağsız tavada ya da ızgarada pişirilmiş hindi dilimleriyle çukur bir kapta az tuz, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı konserve mısır taneleri ve 1 tatlı kaşığı limon suyu da eklenerek harmanlanacak), bir kutu herhangi bir diyet içecek ya da bir şişe soda 1 salkım üzüm.
Akşama Doğru : 1 kase brokoli çorbası, 1 dilim kıtır ekmek
Akşam: Bir büyük porsiyon fırında brokoli (az suyla haşlandıktan sonra fırın tepsisine yerleştirilen brokolilerin üzerine rendelenmiş parmesan peyniri serpiştirilerek fırınlanacak), bir porsiyon tavuk şiş, 1 dilim kepek ekmek, 1 adet yeşil elma.
Yatmadan 1 -2 Saat Önce : 1 bardak light süt.
Acıktkça : Soda, kahve ya da çay (şekersiz)
Keten Tohumunun Faydaları
Keten tohumunun zayıflamaya etkisi, diyet zayıflama, keten tohumu yağıyla kilo vermek:
Keten tohumu sindirim sistemini düzenleyerek zayıflamaya katkı sağlar, kilo vermek için kullanılır. Zayıflamak için kullanıyorsanız Keten tohumunu kaynatılarak içilebilir, yada döverek, toz haline getirip, bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilirsiniz. Diyet yaparken hayvansal kaynaklı yağ alımı yerine bitkisel kaynaklı yağları almaya özen göstermelisiniz. Omega-3; retina, beyin ve sperm hücrelerinin işlevi açısından da son derece önemli. Eksikliği; retinada görme fonksiyonunun azalmasıyla sonuçlanıyor, ayrıca dikkat ve davranış bozukluklarına da neden olabiliyor.
Omega- 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, keten tohumu, yağlı balıklar ve balık yağında zengindir. Lifler, sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme tavsiyelerinin en tepelerinde yer bulmaya başladı. Keten tohumu çözünür ve çözünmez lifler bakımından da oldukça zengindir.Liflerim midede doygunluk hissi yaratması diyet için son derece önemlidir, üstelik hemen hemen hiç kalori vermediği de düşünülünce kilo vermek için vazgeçilmezdir, zayıflamak isteyenler için, lifi seçkin bir araçtır. Çok etkili müshil ilaçlarının, sürekli kullanım halinde bağırsakları tahriş ettiği ve organizma için gerekli olan minerallerin (özellikle potasyum) azalmasına yol açtığı artık biliniyor. Halbuki, keten tohumu kullanımında bu tür yan etkiler kesinlikle söz konusu olmaz. Çünkü keten tohumunun müshil etkisi mekaniktir. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kere, en az ikişer yemek kaşığı dolusu, ezilmiş veya öğütülmüş keten tohumu, bol suyla yutulmalı, daha sonra da 1-2 bardak su içilmelidir. Bağırsaklara ulaştığında genişlemeye başlayan keten tohumu, bağırsakları uyarır
Bu özellik sayesinde keten tohumu düzenli kullanımda bir süre sonra barsak peristaltiği normal olarak çalışmaya başlar. Barsak pasajlarından geçerken içermiş olduğu değerli sabit yağlar da emilime uğrar. Böylece gereksinim duyulan enerji karşılanmış olduğu gibi, tokluk, barsakta doluluk hissi vermesi, özellikle rejim yapan kişilerde sağlıklı kilo verilmesine yardımcı olur.
Keten Tohumu ile Zayıflama
Keten tohumunun zayıflamaya etkisi, diyet zayıflama, keten tohumu yağıyla kilo vermek:
Keten tohumu sindirim sistemini düzenleyerek zayıflamaya katkı sağlar, kilo vermek için kullanılır. Zayıflamak için kullanıyorsanız Keten tohumunu kaynatılarak içilebilir, yada döverek, toz haline getirip, bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilirsiniz. Diyet yaparken hayvansal kaynaklı yağ alımı yerine bitkisel kaynaklı yağları almaya özen göstermelisiniz. Omega-3; retina, beyin ve sperm hücrelerinin işlevi açısından da son derece önemli. Eksikliği; retinada görme fonksiyonunun azalmasıyla sonuçlanıyor, ayrıca dikkat ve davranış bozukluklarına da neden olabiliyor.
Omega- 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, keten tohumu, yağlı balıklar ve balık yağında zengindir. Lifler, sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme tavsiyelerinin en tepelerinde yer bulmaya başladı. Keten tohumu çözünür ve çözünmez lifler bakımından da oldukça zengindir.Liflerim midede doygunluk hissi yaratması diyet için son derece önemlidir, üstelik hemen hemen hiç kalori vermediği de düşünülünce kilo vermek için vazgeçilmezdir, zayıflamak isteyenler için, lifi seçkin bir araçtır. Çok etkili müshil ilaçlarının, sürekli kullanım halinde bağırsakları tahriş ettiği ve organizma için gerekli olan minerallerin (özellikle potasyum) azalmasına yol açtığı artık biliniyor. Halbuki, keten tohumu kullanımında bu tür yan etkiler kesinlikle söz konusu olmaz. Çünkü keten tohumunun müshil etkisi mekaniktir. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kere, en az ikişer yemek kaşığı dolusu, ezilmiş veya öğütülmüş keten tohumu, bol suyla yutulmalı, daha sonra da 1-2 bardak su içilmelidir. Bağırsaklara ulaştığında genişlemeye başlayan keten tohumu, bağırsakları uyarır
Bu özellik sayesinde keten tohumu düzenli kullanımda bir süre sonra barsak peristaltiği normal olarak çalışmaya başlar. Barsak pasajlarından geçerken içermiş olduğu değerli sabit yağlar da emilime uğrar. Böylece gereksinim duyulan enerji karşılanmış olduğu gibi, tokluk, barsakta doluluk hissi vermesi, özellikle rejim yapan kişilerde sağlıklı kilo verilmesine yardımcı olur.
Prediyaliz Ve Diyaliz Döneminde Uygulanması Gereken Diyet Tarifleri Farklı Mıdır?
Böbrek hastalarına özel tarifler prediyaliz ve diyaliz hastaları için farklı değildir. Genel olarak proteini, sodyumu, potasyumu ve fosforu sınırlı tarifler vardır.
DÜŞÜK PROTEİNLİ KURABİYE
Malzemeler
Düşük proteinli un …….. 400 gr ( 4 su bardağı )
Margarin ….….. 125 gr. ( 1/ 2 paket)
Sıvı yağ ……… 30 ml. ( 2 yemek kaşığı)
Pudra şekeri ..…… 125 gr. ( 1 / 2 su bardağı)
Yapılışı
Margarin un ile iyice karıştırılır,
Karışıma pudra şekeri ve sıvı yağ eklenerek yumuşak bir hamur elde edilinceye kadar yoğrulur,
Hamurdan küçük parçalar koparılarak avuç içinde şekil verilir,
Yağlamış tepsiye dizilir ve önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20-25 dakika pişirilir.
Pişmiş Ağırlık : 600gr. (20 adet)
Besin Değeri;
Enerji :3100 kcal.
Protein :2 gr.
Sodyum :80 mg.
Potasyum :173 mg.
Fosfor :201 mg.
